top of page

Ortodontik Tedavi Nedir?

Ortodonti latince (orthos = düzgün) ve (dontos = diş) kelimelerinden türemekte olup dişlerdeki kapanış bozukluğunu ve çapraşıklıkları düzelten bir bilim dalıdır. Bazı ülkelerde bu bilime çene ortopedisi adı da verilmektedir.

Dişhekimliğinin bir uzmanlık dalı olan ortodonti (ortodonti uzmanı = ortodontist), diş, çene ve yüz kompleksini normal yapı ve gelişim, anomaliler ve anomalilerin tedavisi yönünden ele alan bilim dalıdır. 

Günümüzde ortodontinin hitap ettiği kitle oldukça genişlemiş ve uygulama alanı da aynı oranda artmıştır. Son yıllarda yapılan araştırmaların sonuçlarına göre tüm dünyada koruyucu dişhekimliğinin önem kazanması, daha bilinçli bir kitle yaratmış ve diş çürüğü vakalarında gözle görülür bir azalma meydana gelmiştir. Buna bağlı olarak da kalıtım, gelişim yetersizlikleri, çeşitli yanlış alışkanlıklar (parmak emme, uzun süre yalancı meme ve biberon kullanma, dudak ısırma) gibi faktörler sebebiyle oluşan rahatsızlıklar sonucu ortodontiye duyulan ilgi de artmıştır.

Koruyucu hekimliğin hastalara sunduğu olanaklardan yararlanılmamış olabilir; mesela süt dişlerindeki çürükler "nasıl olsa değişecek" mantığıyla tedavi edilmemiş, zamanından önce dişler çekilmiş, florlama ve fissür koruyucu uygulamaları gözardı edilmiş olabilir.

Her süt dişinin bir düşme zamanı ve sırası, alttan gelen daimi dişin de aynı şekilde sürme zamanı ve sırası vardır. Bu sıra bozulursa daimi dişlerde çapraşıklık olma olasılığı belirir. Örneğin üst kanin dişler (köpek dişleri) ağızda en son sürmesi gereken dişlerdir. Dolayısıyla üst süt kanin dişler de en son düşen süt dişleri olmalıdır. Eğer süt kanin dişi erken kaybedilirse hem üst orta hat o tarafa doğru kayacak, hem de daimi kanin dişi yukarıdan ve arkın dışından sürecektir. Hatta bu dişin gömük kalma olasılığı ortaya çıkabilecektir.

  • Genetik faktörler: Özellikle iskeletsel bozukluğu olan bireylerde soy geçmişte benzer bir anomalinin olup olmadığı önemlidir. Kalıtımsal diş eksiklikleri, dar üst çene, çapraşıklık problemleri de kalıtımsal olarak çocuğa geçebilmektedir. Bu durumda ortodontik sorunların ortaya çıkması kaçınılmaz olmaktadır. Yapılması gereken ise; çocuğu süt dişlenme döneminden başlayarak düzenli diş hekimi kontrolüne götürmektir.

Ayrıca çocuk anne veya babanın birinden küçük çene geni, diğerinden büyük diş geni alabilir. Böyle bir durumda dişler çeneye sığamayacaklar ve çapraşık dizileceklerdir. Benzeri şekilde anne veya babanın birinden büyük çene geni, diğerinden küçük diş geni alınabilir. Bu durumda da dişler arasında boşluklar (diastema) oluşacaktır.

  • Kulak - burun - boğaz problemleri: (Bademcik iltihabı, burun ve geniz eti varlığı; sürekli ağız solunumu gibi) çene kemiklerinin şekillenmesinde engel oluşturabilir ve diş sürme bozuklukları yaratabilirler. 

  • Kötü alışkanlıklar: Parmak emme, uzun süre yalancı emzik veya biberon kullanma, dil emme, dudak emme, kalem ısırma gibi kötü alışkanlıklar da diş ve çene yapılarında ortodontik bozukluklara neden olabilmektedir. 

  • Bazı kas bozuklukları da ortodontik problemlere neden olabilir.

7 yaşında yapılan ilk ortodontik muayene sonrasında;

  1. Erken kaybedilmiş süt dişlerinin yerleri, altındaki daimi diş sürene kadar sabit ya da hareketli yer tutucular ile korunmalıdır. Böylece sürecek daimi dişin gömük kalması ya da yanağa, dudağa doğru çıkması engellenmiş olur.

  2. Her süt dişinin bir düşme sırası vardır. Bu sıra bozulduğunda alttan gelen daimi dişlerin sürme sırası da bozulur ve genellikle ortodontik problemlerle sonuçlanır. Bu nedenle herhangi bir çapraşıklık olmasa bile çocukların 6 ayda bir yapılacak ortodontik pasif takibe alınması son derece yararlıdır.

  3. İskeletsel problemler bu yaşta tespit edilir ve aile yapılacak tedaviler hakkında bilgilendirilir (Ör: Alt çene ileriliği). 

 

7-12 yaş arası yapılması muhtemel tedaviler;

  1. Çene darlıkları yapılacak vidalı genişletme apareyleri ile kolaylıkla düzeltilir.

  2. Ters kapanışta duran dişler görüldüğü an hareketli apareyler ile düzeltilir.

  3. Uzun süre biberon ve emzik kullanımı, parmak emme gibi alışkanlıkların oluşturduğu ön açık kapanışın tedavisi alışkanlık kırıcı apareyler ile yapılır.

  4. İskeletsel problemlerin tedavilerine başlanabilir. Yüz maskesi, Headgear gibi ağız dışı aygıtlar; bionatörgibi fonksiyonel aygıtlar kullanılarak çenelerin büyümesi yönlendirilir. 

 

12 yaşından sonra (daimi dişler tamamlandıktan sonra);

  1. 'Sabit ortodontik tedavi' ye bu yaşta başlanır. Dişlerin üzerine yapıştırılan braketler ve teller yardımıyla dişler düzeltilir.

  2. Eğer hasta ortognatik cerrahi vakasıysa büyümenin tamamlanması beklenir ve en erken 16 yaşında teller takılarak tedaviye başlanır.

Ortodontik tedavide yaş sınırı yoktur. Sadece tedavi planlaması ve bazen de süresi değişebilir. Dişler ve dişi çevreleyen kemik sağlıklı olduğu sürece dişler her yaşta hareket edebilirler.

Yetişkin bireylerde çene kemiği daha serttir. Dolayısıyla dişlerin hareket süresi de biraz daha uzun olur. Bunun yanında birtakım iskeletsel problemler (üst çenenin geride olması, alt çenenin geride olması, vb.) küçük yaşlarda -cerrahi müdahaleye gerek olmadan- fonksiyonel çene ortopedisi ile düzeltilebilirken, yetişkinlerde ortodonti-cerrahi işbirliği ile düzeltilebilmektedir.

Bir diğer konu da yetişkinlerin estetik kaygılarının daha fazla olmasıdır. Birçok yetişkin tellerin görünümünden rahatsız olduğu için bu tedaviden kaçınmaktadır. Ancak günümüzde çok daha az görünen porselen braketlerle, takıp çıkarılabilen şeffaf plaklarla, ya da dişlerin arkasına takılan tellerle (lingual ortodonti) bu kaygı tamamen ortadan kaldırılabilmektedir

Ortognatik cerrahi, yüzde daha estetik görüntü yaratmak için sadece ortodontik tedavinin yeterli olmadığı iskeletsel bozukluklarda, ortodontik tedaviye ek olarak çenelerin de ameliyatla düzgün konumlarına getirildiği kombine işlemin adıdır.

Dişsel bozukluklara çenesel bozuklukların da eşlik ettiği durumlarda sadece tel tedavisi yeterli olmaz, çene ameliyatı da gerekebilir. Ortodontist tarafından planlanan alt ya da üst çene ameliyatı sadece bu dalda uzmanlaşmış ağız, diş, çene cerrahları ve plastik cerrahlar tarafından yapılmalıdır. 


Ortognatik cerrahi tedavi, yüz görünümünden memnun olmayan hastalar için uygulanan cerrahi tedavidir. Büyüme ve gelişim dönemi bitmiş yetişkin hastalarda hatalı çene konumları sadece ortodontik tedavi (tel tadavisi) ile düzeltilemez. Tel tedavisi ile birlikte hastaya cerrahi müdahale gerekmektedir. Toplumun bu konuda bilinçlenmesi ve teknolojik ilerlemeler sayesinde ortognatik cerrahi tedavi gittikçe yaygınlaşmaktadır.

Ortodontik veya ortopedik tedavi ile dişlerin düzgün sıralanması gerçekleştirilebilir. Çeneler arası ilişkiler de bir sınıra kadar düzeltilebilir. Fakat bazı vakalarda ortodontik tedavi yetersiz kalır. Böyle durumlarda bir çene-yüz cerrahı ortodontistle birlikte çalışarak ağır bir anomaliyi cerrahi metotla düzeltebilir.

Günümüzde artan estetik kaygılarla beraber ortognatik cerrahi tedavi de gittikçe yaygınlaşmaktadır.

 

Ortognatik cerrahi vakalarında uygulanan tedavi protokolü şu şekildedir:

  1. Hastanın klinik muayenesi ve hastadan alınan bir takım röntgenlere (Sefalometrik, PA, OPTG) bakılarak ve bu röntgenler üzerinde yapılan çizimlerin sonuçlarına göre ortognatik cerrahi kararı verilir.

  2. Hastanın ölçüleri, fotoğraf kayıtları, tıbbi anamnezi alınır.

  3. Ölçülerden elde edilen ortodontik modellere bakılarak üst çene genişletmesi gerekip gerekmediğine karar verilir. Eğer gerekiyorsa bu genellikle kortikotomi adı verilen cerrahi müdahaleyi de gerektirir (15 yaşından sonra üst çene genişletmesi -kortikotomi adı verilen cerrahi desteği olmadan- pek mümkün değildir). Üst çeneyi genişletecek olan aygıt ağıza yapıştırılır ve hastaya cerrah tarafından kortikotomi uygulanır. Çene genişletmesi ortalama 15 gün sürer. Sonrasında genişletici aygıt ağızda 3 ay pasif olarak tutulur (pekiştirme amaçlı). 3 ayın sonunda genişletme apareyi ağızdan çıkarılır. Klasik teller takılır.

  4. Eğer çene genişletmesi gerekmiyorsa direkt teller takılır ve ortognatik cerrahi hazırlığına başlanır. Ortognatik cerrahi hazırlığı yapılan vakalarda tedavi 'ameliyat sonrası konuma' göre yapıldığı için belli periyotlarla (3-4 ayda bir) hastadan ölçü alınıp tedavi ihtiyacı belirlenir ve tedaviye ona göre yön verilir.

  5. Bu arada eğer hastanın 20 yaş dişleri ağızdaysa -özellikle alt 20 yaş dişleri- bu dişler ameliyat sırasında kesi hattında kalacağı için ameliyattan en az 6 ay önce çekilmelidir.

  6. Vakanın şiddetine göre tedavinin süresi değişir. Ortalama 12-18 sonra hasta ameliyata hazır hale gelir.

  7. Hasta Cerrahtan ameliyat randevusunu alır.

  8. Ortodontist, ameliyattan 10 gün önce hastadan yeni bir Sefalometrik, PA ve OPTG alır. Hastanın son ölçüleri ve fotoğraf kayıtları alınır. Tüm bu kayıtların ışığında Ortodontist (Cerrah'ın da fikrini alarak) ameliyatın planlamasını yapar.

  9. Ortodontist, cerrahi sırasında kullanılacak olan splintleri ameliyat planlamasına uygun olarak hazırlar ve ameliyattan bir kaç gün önce bu splintleri hastanın ağzında dener. Hastaya ameliyat çengellerini takar.

  10. Hasta bu splintlerle beraber cerraha gider ve ameliyatını olur. Ameliyata -eğer çok mani bir durumu yoksa- ortodontist de katılır. Operasyon ortalama 4-5 saat sürer (vakaya göre değişir).

  11. Ameliyat sırasında üst çene ve alt çene ideal konumlarında sabitlenmiştir. İlk gün hastanın ağzı açık bırakılır (kusma riskine karşı). 2. gün splint ağıza tekrar yerleştirilir ve ağız, alt tellerle üst teller arasına takılan lastiklerle kapanır. Artık hasta ağzını açamaz. 3-4 gün (bazen 1 hafta) hastanın ağzı kapalı kalır. Ameliyattan 2-3 gün sonra (Cerrah'ın kararıyla) hasta taburcu edilir. Bu arada hasta ağzını açamadığı için pipetle beslenir.

  12. Bir haftanın sonunda hasta Ortodontist'e gelir ve ağız açılır. Splint sadece üst çeneye bağlanarak hastanın ağzı açık bırakılır. Ancak lastiklerin nasıl tekrar takılacağı öğretilir. Böylece hasta yemek yerken (bu arada yumuşak gıdalar yemeye başlanabilir) lastiklerini çıkarıp ağzını açar, yemekten sonra tekrar takar. 

  13. İki haftanın sonunda aradaki splint de çıkarılır. Bu aşamadan sonra Ortodontist alt çene ile üst çene arasındaki ideal ilişkiyi sağlamak için tedaviye devam eder. Bu süre 3-6 ay arasında değişir.

  14. Alt çene ve üst çene arasındaki ideal ilişki kurulduktan sonra tellerin çıkarılması ve pekiştirme aygıtlarının takılması suretiyle tedaviye son verilir.

Kötü bir kapanış estetik olarak bozukluk yaratır. Bu bireylerin  tedavi için ortodontiste gitmelerinin ana sebeplerindendir. Ayrıca çiğnemede de fonksiyonel kayıplar ortaya çıkar. Diğer bir durum ise ortodontik bozukluğu olan bireylerin ağız hijyenini sağlamadaki zorluklar ve kısıtlamalardır ki bu da dişlerde çürüğe, diş etlerinde de iltihaplanmalara sebep olur. 

Diş ve çenelerdeki bozuklukları kısaca sıralarsak;

  • Çapraz Kapanış

  • Diş çapraşıklıkları

  • Derin Kapanış

  • Ön Dişlerde Açıklık (Openbite)

  • Çene darlığı ve diğer ortopedik anomaliler.

  1. Dişlerinizde kolayca farkedilen çapraşıklık, alt veya üst çenenizde göze batan ilerilik, gerilik, eğrilik veya yüzün diğer kesimleri ile bir uyumsuzluk varsa,

  2. Gülümsemenizde sizi rahatsız eden bir durum varsa: mesela gülerken dişetleriniz aşırı gözüküyor veya ağız kenarlarında karanlık boşluklar oluşuyorsa,

  3. Çene ve diş ilişkileriniz yüzünden ısırma ve çiğneme problemi yaşıyorsanız,

  4. Şiddetli ağız solunumu yapıyor, parmak emiyor, tırnak yiyorsanız veya geçmişte bunun gibi bazı uzun süren alışkanlıklarınız oldu ise,

  5. Ağzınızı kapatmakta güçlük çekiyorsanız, dudaklarınız kapanışı sağlamaya yetmiyorsa,

  6. Çene eklemlerinizden ses geliyor, çene kaslarınızda ağrı hissediyor veya çene kilitlenmeleri yaşıyorsanız, alt çeneniz sanki üst çenenizin içine hapsolmuşsa,

  7. Dudak damak yarığı veya benzer bir sendromla doğmuşsanız,

  8. Ailenizde ortodontik problem yaşamış veya dişlerini çok erken yaşta kaybetmiş bireyler varsa,

  9. Ağzınızda en az bir eksik diş varsa ve diğer dişler o bölgeye doğru kaymaya başlamışsa,

  10. Çapraşıklık sebebiyle dişlerinizi iyi temizleyemiyor ve bu nedenle dişeti problemleri yaşıyorsanız ya da dişlerinizi beyazlatma ihtiyacı duyuyorsanız,

  11. Dişlerinizin arasında geniş boşluklar varsa,

  12. Diş hekiminiz kaplamanızı veya dolgunuzu yaparken dişinizin pozisyonundan kaynaklanan bir zorluk yaşıyorsa,

  13. Erken süt dişi çekimi yapılmışsa,

  14. Dilinizi ön dişlerinizin arasına sokarak yutkunuyor ve konuşuyorsanız, arka dişlerinizi kapattığınızda kesici dişleriniz dikey yönde birbiri ile temas etmiyorsa,

bütün bunlar ortodontik tedaviye aday olabileceğinizin göstergesidir.

İlk randevuda hastadan sefalometrik ve panoramik röntgenler alınır. Röntgende ağızda göremediğiniz ama tedavi planını tamamen değiştirebilecek durumlar saptanabilir. Hastadan başlangıç halini belgeleyen fotoğraflar ve alçı model oluşturmak üzere ölçüler de alınır.

Tedavi planlaması bazı analizler sonucu bu kayıtlar üzerinde yapılır. Daha sonraki 1-2 randevuda planlanan işlemler yapılarak hastaya teller veya seçilmiş olan başka tedavi edici ortodonti mekanikleri uygulanır. Tedavi başlamış olur. Yapılmakta olan işlemin çeşidine göre 3 hafta ile 6 haftada bir olmak üzere kontroller başlar. Tellerde -eğer gerekiyorsa- değişiklikler ve aktivasyonlar yapılır. Bu durum önceden öngörülen tedavi süresi boyunca devam eder. Hasta tedavi boyunca doktorunun söylediklerini harfiyen yerine getirmelidir. Bu yüzden ortodontik tedavi, aile-hasta-doktor işbirliği gerektiren bir tedavidir.

 

Sonuç, doktorun bilgisine, özenine, hastanın da işbirliğine bağlıdır. Bunlar yerinde ise tedavi başarısı %100 dür. Tedavi bitiminde teller çıkarıldıktan sonra dişlerin yeniden eski haline dönmemesi amacı ile  pekiştirme apareyleri  uygulanır. Bu aygıtı da doktor hastanın başlangıçtaki ve bitişteki durumuna göre seçer. Şeffaf bir plak, boksör dişliği tarzında bir aparey, takılıp çıkarılabilen damaklar ya da içten yapışan ince bir tel pekiştirme aygıtı olarak seçilebilir. İdeal pekiştirme süresi aktif tedavi süresinin yarısı kadar olmalıdır. Pekiştirme gerektirmeyen durumlar olduğu gibi çok uzun süre pekiştirmeye gerek duyulan durumlar da olabilir. Pekiştirme apareyleri yavaş yavaş terkedilir. Birden bire tedavi kesilmez.

Temel olarak iki çeşit tedavi yöntemi var diyebiliriz. Kişinin kendisinin takıp çıkarabileceği 'hareketli aygıtlar' ve doktor tarafından dişlere yapıştırılan 'sabit aygıtlar'. Bunlar da kendi içinde alt guruplara ayrılabiliyor. Örneğin hareketli aygıtlar: tedavi amaçlı veya tedavi sonrası pekiştirme amaçlı olabilir.

Sabit aygıtlar ise dişin arka yüzeyinden takılan teller, ön yüzeyinden takılan metal ve estetik teller olarak yine kabaca ayrılabilir. Herkesin problemi ve beklentisi ayrıdır. Hastaya en uygun olacak tedavi şeklini belirlemek gerekir. Materyaller ve tedavi tipleri farklılık gösterir.

Tedavi yaşının kişiden kişiye değiştiği gibi tedavi süresi de problemin karakterine göre değişiktir. En kısa tedavi süresi 6 aydır. 1-2 yıl süren tedaviler çoğunluktadır. 3 yıl süren tedaviler de olabilir. Dudak- damak yarıkları gibi bazı özel durumlarda tedavi süresi uzar. 

 

Ortodontik tedavi kesinlikle acı veren bir işlem değildir. İlk bir–iki hafta alışmaya bağlı bazı ufak sorunlar yaşanabilir. Bunun dışında hasta yediklerine biraz dikkat ederek normal yaşantısını sürdürür. Bazı özel durumlar dışında genellikle 4-6 haftada bir, kontrol ve ayarlar için doktoru görmek gerekir.

Ortodontik tedavi, dişlerdeki çapraşıklığı ve çeneler arasındaki uyumsuzluğu düzeltir. Bu tedavi sadece estetiğe yönelik olmayıp, ileride olması muhtemel dişeti hastalıkları ve alt çene eklemindeki problemleri önlemenin yanı sıra çiğneme fonksiyonunu ve bozuk olan konuşmayı düzeltmeye de yardımcı olmaktadır.

Ortodontik tedavi ne kadar gereklidir?

Temelde ortodontik tedavinin asıl hedefleri; çiğneme fonksiyonunun düzeltilmesi, konuşma fonksiyonunun düzeltilmesi, ağız hijyeninin daha iyi sağlanmasına yardımcı olunması, estetiğin sağlanması ve hastanın toplum içinde kendine olan güvenini artırarak psikolojik destek sağlamaktır.

Bu bağlamda ortodontinin 3 temel kazanımından bahsedebiliriz: Estetik, hijyen-sağlık ve fonksiyon.

Estetik: Ortodontik tedavi ile düzgün bir diş dizisine ve daha güzel bir gülümsemeye sahip olabilmek mümkündür.

Hijyen-sağlık: Çapraşık olan dişlerin bakımı düzgün sıralanmış dişlere göre çok daha zordur. Dişlerin temizliğine çok özen gösterilse dahi, çapraşık bir diş çene kemiği üzerinde olması gereken yerden ya daha önde konumlanır ya da daha arkada. Örneğin çene kemiğinin dışında duran bir dişin ön yüzeyinde yetersiz kemik olacağından dolayı dişin ön yüzünde dişeti çekilmesi olasılığı son derece yüksektir (dişeti kemiği takip eder). 

Fonksiyon: Eğer doğru bir kapanış yoksa çene eklemi rahatsızlığı olasılığı artar. Bunun yanında kullanılmayan dişler iyi temizlenemediğinden (çiğnemenin ve tükrüğün temizleyici etkisi vardır) daha kolay çürürler. Doğru bir kapanışı olmayan birey de yeterli çiğneyemediğinden hem rahatsızlık duyar hem de gıdaları tam çiğnemeden yuttuğu için sindirim problemleri yaşayabilir.

Tüm bu bilgiler ışığında, kendi durumuyla ilgili bilgilendirildikten sonra tedavi olup olmama kararı 'hasta' tarafından verilir.

Aparey "aygıt" anlamına gelir. Ortodontik tedavide kullanılan bütün düzenekler bu adla anılırlar. Apareyler çok çeşitlidir.

Bazı apareyler ağızdan çıkarılıp takılabilir. Bunlara "hareketli aparey" denir. Bunların üzerlerine konulan yaylar, vidalar, düzeltilecek dişlere ya da çeneye bir kuvvet uygular. Hareketli apareylerin bazıları hem alt hem de üst çeneye aynı anda oturur ve tek gövdeli (monoblok) olan bu aygıtlarla ortopedik tedaviler yapılır.

Bazı aygıtlar dişler üzerine yapıştırılan oluklu bir metal (braket) ile bu oluklu metallere uygulanan tellerden oluşur. Bunlara "sabit aparey" denir.


Aparey seçiminde kararı ortodonti uzmanı verir. Kural olarak en kısa zamanda, en etkin tedavi düşünülür. Ayrıca çocuğun tedavi yaptırma isteği, uyumu ve ailenin ekonomik koşulları da aparey seçimini etkiler.

Kaç çeşit ortodontik aparey mevcutdur? 

Sabit ve hareketli apareyler olmak üzere ikiye ayrılırlar.

Bir de sabit apareylere ilave olan ağız dışı apareyler mevcuttur. Günümüz modern ortodontisinde genellikle uygulanan sabit apareylerdir. Bazı basit vakalarda hareketli apareyler de kullanılmaktadır. Hastanın kullanımı açısından daha rahat olması, daha hijyenik olması ve kolay temizlenmesi takıp çıkartılabilen hareketli apareylere karşı  üstünlüklerini oluşturmaktadır. Zaten takıp çıkarılabilen apareyler tedavi etkinliği açısından da hiçbir zaman sabit apareylere rakip olamamışlar, eski teknoloji olarak kalmışlardır.

Metal, porselen ve plastik braketlerden birini seçebilirsiniz. Ama ortodontik tedavi genelde paslanmaz çelik braketler kullanılarak yapılır. Porselen ve plastik braketler genelde estetik sebeplerden tercih edilirler, fakat tedavinin sonunda plastik braketler lekelenmiş ve rengi atmış olabilir. Plastik veya porselenden yapılmış braketlerde teller ve braket arasında daha fazla sürtünme olduğundan tedavi süresi uzayabilir.

Bunun yanında hem metal braketlerde, hem de porselen braketlerde  kapaklı ve kapaksız sistemler vardır. Kapaklı sistemde tedavinin total süresi ve seans süresi kapaksız sisteme göre daha kısadır. Ancak kapaklı sistem kapaksız sisteme göre; porselen braketler de metal braketlere göre daha pahalıdır.

 

Ortodontistiniz sizinle olası seçenekleri paylaşacaktır.

Ortodontik tedavi sonrasında, dişler düzeldikten hemen sonra etrafındaki yapılar (periodonsiyum) dişlerin yeni konumuna uyum sağlayamamıştır. Ayrıca kemik dokusu olgunlaşmamıştır. Bu nedenle apareyler çıkarılırsa dişler eski yerlerine dönebilirler. Bunu önlemek için düzelmiş dişleri, yapılacak başka aygıtlarla yerlerinde pekiştirmek gerekir. Tedavinin bu son aşamasına pekiştirme tedavisi denir. Bu dönemde de dişlere gereken özenin gösterilmesi şarttır.

 

Ortodontik tedaviden sonra dişler yeni konumlarından eski yerlerine dönme eğilimi gösterirler. Bunu önlemek için (kemik ve çevre dokuların yeniden düzenlenmesi tamamlanıncaya kadar) dişler düzeltilen konumlarında tutulmalıdır. Bu amaçla hareketli veya sabit pekiştirme aygıtları kullanılır.

Kelime manası olarak “Lingual” dişlerin dil tarafı anlamına gelmektedir. Bu sistemin de kabaca fabrikasyon veya kişiye özel hazırlanan braketlerin kullanıldığı değişik türleri vardır. Braketler dişlerin dış yüzeyleri yerine dile bakan iç yüzeylerine yapıştırılır.

Lingual ortodonti, braketlerin dişlerin arka yüzeyine yapıştırılması ile gerçekleştirilen ve bu sayede tellerin görünmez olduğu en estetik ortodontik tedavi şeklidir. Özellikle erişkin hastaların tedavisinde ideal bir tedavidir. Uygulanan braketler dişlerin ön yüzeyine uygulanan braketlerden tamamen farklıdır. Dişlerin arka yüzeylerinin yapısının ön yüzeye göre farklı eğim ve yüzey özellikleri göstermesi nedeniyle bu braketler özel bir laboratuvar işlemi sonucunda dişlere indirekt olarak yapıştırılmaktadır.

Lingual ortodontide ayrıca Incognito ve Harmony olarak bilinen özel tedavi yöntemleri bulunmaktadır. Bu tekniklerde CAD/CAM sistem ile hastaya özel hastanın dişlerine tamamen adapte olabilen altın ve nikel-titanyum alaşımlı braketler üretilmektedir. Tedavi hasta için özel olarak hazırlanmış bükümler içeren teller ile uygulanmaktadır.

Ortodonti çeşitli nedenlere bağlı olarak diş dizilerinde oluşan bozuklukları, hareketli ve sabit düzenekler ile düzelten; çene ortopedisi ise alt ve üst çenenin birbiri ile ya da yüz ile olan uyumsuzluklarını düzelten ortodontik tedavileri kapsar.

Günümüzde teknolojinin gelişmesine bağlı olarak sadece çocuklarda değil erişkinlerde de her iki tedaviyi uygulamak mümkündür.

Düzensiz diş dizileri, yer darlığına bağlı olarak oluşan çapraşıklıklar, çeşitli sürme bozukluklarına bağlı dişlerin olması gereken yer yerine başka bir konumda yerleşmesi gibi sorunları sabit düzenekler (braket ve tel takılarak) ya da daha hafif sorunlarda takılıp çıkartılan şeffaf plaklar ile düzeltmek mümkündür.

Bu tedaviler, bir veya iki dişi ilgilendiren sorunlar ise, genellikle 3-4 ay, diş sayısı daha fazla olduğunda ise yaklaşık 18-24 ay sürebilir.

Üst veya alt çenenin gereğinden fazla önde/arkada olması, ön bölgede oluşan açıklık gibi çene kemiklerini ilgilendiren ortopedik sorunlar ise çocuklarda vakanın ihtiyacına göre çeşitli ağız dışı başlıkların, yüz maskelerinin; sabit ya da hareketli ağız içi aygıtların kullanılması ile düzeltilir. Bu tedaviler birkaç aşamalı olabilir.

Örneğin vakada üst çene geriliği var. Tedaviye 8 yaşında (ağız dışı) yüz maskesi kulanılmasıyla başlanır. Bu tedavi 6 ay sürer (vakaya göre değişir) ve üst çenenin yeterince öne alınması başarıldıktan sonra (iskeletsel bozukluğun giderilmesinden sonra) aktif tedavi sonlandırılır. Sonrasında daimi dişler sürene kadar beklenir ve hasta 6 aylık sürelerle görülmek üzere pasif takibe alınır. Daimi dişler sürdükten sonra bu kez çapraşıklığın düzeltilmesi ve alt çene ile üst çene arasındaki ideal kapanış ilişkisinin kurulması için sabit ortodontk tedaviye (braket ve telin takılması) geçilir. 

 

Tedavi ortalama 1 yıl sürer (vakaya göre değişir) ve ortodontik tedavi sonlandırılır. Böylece toplam aktif tedavi süresi 18 ay sürmüş, ancak hasta ortodontist tarafından 8-13 yaş arası 5 yıl boyunca takip edilmiş olacaktır.

Çocuklarda ilk dişlerin (süt dişleri) konumları hakkında çok fazla endişelenmeye gerek yoktur. Bu dişler arasında bulunan boşluklar, doğal gelişim göstergesidir. Erişkinlerin dişlerindeki gibi sıkı temaslar ileride meydana gelebilecek yer darlığı ve dolayısıyla dişlerde çapraşıklığın göstergesi olabilir. Daimi dişler 6-7 yaşlarında sürmeye başlarlar. Ancak 7-9 yaşları arasında, kesici dişler sürene dek pek fazla problem gözlenmez. Her süt dişinin bir düşme zamanı ve sırası; dolayısıyla her daimi dişin de bir sürme zamanı ve sırası vardır. Her bir süt dişi daimiyle yer değişene dek  yerinde tutulmalıdır. Bu sıranın bozulması yer kaybına, yer kaybı da çapraşıklık oluşmasına sebep olur.

Aile hekiminiz sizi erken yaşta bir ortodontiste yönlendirse dahi bu her zaman tedavinin çok erken başlatılacağı anlamına gelmez. Çoğu dikkatli diş hekimi potansiyel bir problemin kontrol altında olduğu ve en uygun tedavi zamanının geçmediğinden emin olmak ister. Çocuklarda çenesel problemlere erken yaşlarda müdahale etmek gerekirken, sadece dişlerin düzensizlik gösterdiği durumlarda tedavi için zaman vardır.

Erişkin hastaların da dişleri hareket ettirilebilir yani bu tür tedaviler için zaman aşılması söz konusu değildir. Artan yaşın tedavi süresini uzatması ve tedaviyi biraz zorlaştırması mümkün olabilir. Yine de yaş faktörü dişlerin destek dokularının sağlıklı olması kadar önemli değildir.

Genellikle diş çapraşıklığı dişler üzerine yapıştırılan braket adı verilen metal düğmeciklere takılan tel, lastik ve yaylar vasıtası ile yapılır. 

Şeffaf plaklarla ortodontik tedavi uygun vakalarda -hafif ve orta düzeyde diş bozukluklarında- uygulanmak üzere geliştirilen bir tedavi metodudur. Bu tedavi metodunda dişlerin tedavi aşamaları dijital platformda planlanarak ideal duruş pozisyonlarına doğru hareket ettirilmesi sağlanmaktadır. 

Vakaya göre belli sayıda şeffaf plaklar dijital ortamda hazırlanır. Hazırlanan her bir plak hasta tarafından doktorun belirlediği süre boyunca kullanılır. Örneğin hastaya 5 adet plak hazırlanmışsa (vakanın şiddetine göre plak sayısı artabilir) her bir plak doktorun belirlediği süreler boyunca kullanılır ve her bir plakta belli miktarlarda olmak üzere kademeli bir düzelme sağlanır.

Bu yöntemde, neredeyse göze hiç çarpmayan şeffaf apareyler vasıtası ile hafif basınç uygulanarak dişlerin etkin, doğru ve de hızlı bir şekilde istenen ideal pozisyona doğru hareket ettirilmesi mümkündür.

Şeffaf Plakların Avantajları

  • Tedavinin sonucunda ortaya çıkacak diş ve ağız yapısının, hastaya 3 boyutlu görsel simülasyon olarak izlettirilebilmesi en büyük avantajıdır. 

  • Şeffaf görünüm

  • İnce olmasından dolayı hafiftir. 

  • Son derece ince ve yumuşak elastik malzeme sayesinde maksimum kullanım kolaylığı sağlar. 

  • Tedavi sürecinde anestezi yapılmasına gerek yoktur. 

  • Sadece tek ölçüyle tüm tedavi planlanır, her seans ölçü almaya gerek yoktur. 

  • Aparey konuşma bozukluğuna neden olmaz. Özellikle ses ve konuşmanın ağırlık kazandığı iş kollarında çalışılırken, sorunsuz olarak kullanılabilir. 

  • Allerjik tepki oluşturmaz. Takıp çıkarılabilir ve böylece yemek alışkanlıklarında değişime yol açmaz. 

  • İstendiği  zaman çıkarılır, bu yüzden sosyal hayatı etkilemez.

  • Hem çocuk, hem de yetişkinlerde uygulanabilir. 

Şeffaf Plakların Dezavantajları

  • Her yemekten önce çıkarılmaları, yemekten sonra tekrar takılmaları gerekmektedir. Yemekler hariç sürekli ağızda durması gerektiği için hasta işbirliği ve disiplini gerektirmektedir.

  • İnce olmasından dolayı kırılgandır, çıkarıldığında mutlaka kutuda muhafaza edilmelidir.

Ortodontik tedavi gören bireylerin ağız hijyenine daha fazla dikkat etmeleri gerekir. Teller dişleri çürütmez. Tam aksine braketlerin yapıştırıldığı alanlar, altına bakteri giremediği için çürükten korunur. Ancak braket takılı olan dişlerde daha fazla yiyecek birikimi olur. 

Eğer dişlerden ve braketlerden plak temizlenmezse diş eti hastalığı, çürüme ve ağız kokusuna  yol açarlar. Plak, bakteri, kalıntı ve yiyecek parçalarından oluşan bir karışımdır. Bakteriler şekerle beslenerek asit üretir, dişetlerini hasta eder, dişin mine tabakasına hasar verir ayrıca  ağızda kötü kokuya sebep olurlar. Plağın düzenli ve düzgün temizlenmesi önemlidir. Böylece braketler çıktığında alttaki diş sağlıklı ve güçlü olur. Ağız hijyeni iyi olmayan hastalarda braketler çıktığı zaman, braketlerin altında kalan kısmın korunduğu, etrafının -minenin zayıfladığını gösteren- tebeşirimsi bir beyaz renk aldığı görülebilir. 

  • Diş Fırçalama

  • Diş İpi

  • Fluorid

  • Yardımcı Araçlar

  • Düzgün Beslenme

  • Diş hekimi Ziyaretleri

bottom of page